Sisli sokaklar,
Radyoda çalan eski bir tınının anımsattığı içimde kırgın bir yasın sirayeti
Ayakkabılarım çamurlu, iz yok yollarda.
Eski bir rüya gibi.
Kediler taşları tartıyor, kuytularda saklanan fareler bana bakıyor.
Camda bir kız, çiçekli perdeler ardında ara ara bana göz atıyor, bir nefes hava
alıyor.
Her nefeste bir geçmiş bir kayıp bir özlem
Her yer eski bir anı defteri, her sapak ayrı bir terane.
Baharın yıpranmış yüzü arkamızda
Uçurtmalar iplerini koparmış, rüzgâr kendini unutmuş.
Her fotoğraf bir yara her bakış bir sızı.
Yara izleri bakkal defterlerini aşıyor
Bir kelebeğin kanadı çarpıyor boşluğa,
Ben de çarpıyorum onunla, anlamıyorum.
Kapılar kendi dilinde açılıyor, pencereler sessiz.
Yağmur, şuurunu yitirmiş bir lahza gibi savruk savruk yağmakta ve etrafı
yuğmakta
Kiminin aklı kiminin kalbi altında
Bir şişenin dibinde güneş saklanıyor
Tenim titriyor, hâlâ ağır bir yük var omzumda
Otobüsler duruyor, saatler yorulmuş.
Ruhuma yeniden ruh üfleyip, sokağa öyle çıkıyorum.
Dışarıdan bakınca gülümseyen, içinde kırılmış bin bir parça ayna nüks ediyor
Ruhumun tozu eski bir sahaf dükkanına akşamüstü güneşi gibi yarınlara ve
hatıralara iz bırakmakta.

