“Oysa yapacak bunca şey vardı dışarda
Ah, önceden fark etmedim örülürken duvarlar.”
KAVAFİS
Vurulsun miladi, vurulsun pek çetrefilli Çin takvimi
Zaman kırık bir keman ötelerde.
Kabarık bir coğrafyada uzak değiliz ölümlerden
Buralarda çocuk pek büyüktür kuş uçumluğu dünyada
Bizim adımlarımız kederlidir
Sartre’den bir bunaltı içimizde
Huzur kalbimizde burkulan gurbet.
Kan çağında, biter daima üzünç gülleri
Kürenin ağırlığı bir dünya soluğu oldukça
-aldıkça yaş takvimlerden
Soyuluruz derimizden
Yıl dönümleri kimlik terapisi.
Sana zihnimizde yer yok kerrat cetveli
Tarih hep tekerrür bizim kitaplarımızda
Pek karmaşık bağıntısı Pisagor’un
Günaha son çağrı da yapıldı
-frezya’nın nihaî beyanında.
Atımızı sürelim unutmanın duraklarına
Biraz B12, hafıza-i beşer
İmtihan dünyasında acı bir ızdırap hatırlamak
Hayal ve hakikat
Biz şarklılar böyle yaparız
Unutarak yok sayarız, bulursak bir darağacı
-ruhumuzu asarız
Ölümün çok uluslu kavkı silinmez üzerimizden.
Vurulsun miladi, vurulsun pek çetrefilli Çin takvimi
Zaman kırık bir keman ötelerde.
YİTİK AİDİYET
“Neden bu beklenmedik şaşkınlık, bu kargaşa?
(Nasıl da asıldı yüzü herkesin!)”
KAVAFİS
Zihnimde marş basıyor SS mangası
Pat pat pat
Patlıyor tanklar tüfekler toplar
Tarafı değilim bu savaşın
Artıyor omuzlarıma binen enkaz
Yük pek ağır.
Oysa ben duymak istemiyorum bu uğultuyu
Beliriyor belki de üçüncüsü
Gür sesleriyle sınıyorlar
Coğrafya kabaracak, tarih kitapları kabaracak
Bunu zafeeeeeer diye yazacaklar.
En az kaybedenin yaldızlı ismi
Süsleyecek tunçtan anıtları-utançtan anıları
Griye çaldı hayallerimiz
İsimlerimizi kimse hatırlamayacak, hatırlamayacak, hatırlamayacak
Kırık bir ritüelin ortasında pek gülünç ruhban sınıfı
Bizden milyon diye bahsedecek
Rakamlara sıkışmış milyonlar
Sınıflanmış kimliklerimiz; ilticaya koşan bedenlerimiz
Bizler kürenin vatansız öksüzleriyiz.
Ayıklanıp fırlatıldığımız dünyada
Ayıklayıp durduğumuz dünyadan; düştü payımıza
Gül ve mayın
Biraz daha soyulsak, biraz daha, kendini
Tamamlayacak kimlik terapimiz.
Durakları vurulmuş
Gökyüzüne bakmak istemiyorum
Ölü kuşlar topluyorum yerden
Kuşlar ki çizerdi gökyüzüne umutları
Ölü kuşlar topluyorum yerden.
Yazıldı, çizildi, dağlandı durdu ve
Soğudu dünya.
Barbarları Beklerken dediler bir romanın adına
Beklemek en asil görevi sayıldı insanoğlunun.
Küre bir ölük evi oldu.
Yaşayanlar şanslı sayıldı, zafer sanıldı üzünç evler mezarlığı
Notre Dame’in kamburuna, anıtların omuzlarına
Yüklendi laneti insanlığın.
Yükü pek ağır atlasın.
Vur
Vur kanlı davuluna kam
Nasıl olsa vuruldu Pan, bir çoban tarafından
Çalsın esrik borazan
Onların, evet o isimsizlerin
Kalkıyor tabutları omuzlarımdan.

