bir ırmak susar çoğalınca içimde ölüm sessizliği
derin ve karanlık günler akıyor ellerimden
kabuk bağlarken yaralarım tenim umarsız
ve kanar gözlerimde narçiçekleri
toprak kokusu bastırır yolun derdini
ben her yağmurda sel olur sana koşarım
direnirken gün ışığına isli lambalar
kırık camlarda ayaklanır kalbimin sızısı
yer yatakları bin telaşa daha hazırlar geceyi
damarlarım bir damla akrep zehrine tutsak
ve güllerde güz yangınları başlarsa
yol sorarım şehla gözlerine
yarpuz kokan bir ırmak düşü kurup
sesini ararım gecenin üçünde
beni de bulur belki bakışlarını sürdüğün çiçeklerin kokusu
sofranda böldüğün hüzün
perdelere ılık bir rüzgâr gibi dokunan saçlarının serinliği
bulur mu beni
her akşam kapı önü menekşelerine sokulurken
dağılsın artık ellerinden yorgun aynalar
kavuşmaları ayaklandıran mısraları kuşan
savrulan bir dağ gibi sus sen de ey kalbim
yatak ol bir kınalı keklik döşüne


Sonbahara yakışan şiir.
Tam anlamıyla mükemmeliyetçi dizeler içeren bir şiir