Sanat neden var? Neden yaratıyoruz, neden yaratmak istiyoruz? Sanat ve gerçek hayat arasında nasıl bir bağ var? Belki de şöyle sormalıyız: insanlar olarak neden sanata bu kadar yatkınız? Neden sanatı bırakamıyoruz, neden yazıyoruz, çiziyoruz ya da izliyoruz? Neden bağ kurduğumuz tınılar bulmaya çalışıyoruz? Neden bütün bu kitapları, kelimeleri, çizimleri ya da sahneleri bırakamıyoruz?
Modernite sanatın bir fantezi dünyası olduğuna, gerçeklikten kaçmanın bir yolu olduğuna inanmamızı istiyor. Hâlbuki sanat gerçeğin tam kendisi. İnsanları harekete geçiren, ilham veren; bir araya getiren ve direnişi ortaya çıkaran güç: Sanat.
Sanat hayatı taklit etmiyor. Aksine, sanat hayatın kendisi; sanatın peşindeyiz çünkü buna ihtiyacımız var. Sanat olmadığı zaman insanlar olarak hata yapan, ümide, ilhama ihtiyaç duyan canlılar olduğumuzu unutuyoruz. Sanata ihtiyacımız var, ruhumuzun sanata ihtiyacı var. Sanat bizi direniş için, harekete geçmek için bir araya getiren güç. Sanat olmadan hareket olamaz. Sanatçılar olmadan devrim olamaz.
Güçlünün zayıfı ezmeye devam ettiği dünyamızda direnişe, direnişler var olduğu müddetçe de sanata ihtiyacımız olacak. Bütün ayaklanmalar, bütün direnişler, bütün devrimler ancak sanatla mümkün olabilir. Sanat, yaşamın kendisi; sanat bize ilham veren insanlar, sanat onların kelimeleri, hikâyeleri ve anlattıkları. Rıfat el Arir, Bisan Owda, Salih el Caferavi, Enes el Şerif. Sanat onlar, sanat onların hikâyeleri. Sanat Gazze. Sanat hayatın güzelliği, sanat hayat ve sanat ölüm. Sanat, bir dava için ölebilmek.
Sanat tek Yaratıcı’ya inanmak. Sanat seni yaratan o güce ve O’nun bulunmak istediğine inanmak. Ve O’nu ancak sanatla, ruhla, O’nun içimize yerleştirdiği cevherle bulabiliriz. Hakikat, adalet, ihsan hepsi O’ndan geliyor. Ve bizim buna nefes alır gibi ihtiyacımız var.
O olmadan, O’nun sanatı, yaratışı olmadan iyilik düşünülemez. O iyinin kendisi. Sanatın peşindeyiz çünkü O’nu arıyoruz. Sanatın peşindeyiz çünkü iyi olmak istiyoruz, hakikati bulmak ve aslolana ulaşmak istiyoruz. Ve bu yalnızca O’nunla, sanatıyla mümkün. Sanat tam da bu. Biz bu yüzden yaratıyor, bu yüzden sanatın peşinden gidiyoruz. Çünkü biliyoruz ki, O olmadan yaşayamaz, O olmadan var olamayız.
Büyük filozof, devrimci ve sanat eleştirmeni Roger Garaudy’nin dediği gibi:
“Allah’ın müteallikinin insana yansıması, sanattaki yaratıcılıktan ilmi buluşa, aşktan devrime kadar bütün şekilleriyle yaratma tecrübesidir. Ortaya bir eser koyan hiç kimse, Allah’ı inkâr edemez, tam aksine O’nun varlığını hisseder. Bunu söylemese bile… Çünkü Allah orada, karşısında hazır ve nazırdır. Tarih içinde ve insanların hayatında yeni bir şey zuhur etmektedir. Devrimin sanat gibi, gerçeklikten çok müteallike ihtiyacı vardır…”

