Kendi çölümde büyük sayılacak nice kuyulara atıldım. Hoş bu ya, köle de olursun sultan da. Ama bulamadım bir Mısır, düştü payıma Guatemala. Ne köle olabildim ne de sultan kendi krallığımda.
Kant yaramaz yaralı gövdemize. İyi gelmez Aristo’nun zihni kalbimize. Hegel mi? O çok ötelerde dursun. Bize lazım Mansur’un hallacı. Anımsa; kabarmıştı küllerinden Dicle. Anımsa, hallacın başsız gövdesi günlerce sürüldü sokaklara. Anımsa; elleri ve ayakları kesildi ibretialemçün. Kimdi ibret alması gereken? Köpekleşen insanlar elbette, barbarlaşan insanlar, hayvanlaşan insanlar. Pirimiz Hallacı Mansur’a, onun güzel ruhuna selamla üç yüz otuz üç kere hûûû.
Sonra efendim size rastladım bir kır günü. Hava çöl sıcağıydı. Arkadya’ya güneş vuruyordu. Adımlarım sokağınızda geziyordu, bahçenize çiçekler uzuyordu, ruhum bir serinlik arıyordu, tuttum sığındım saçlarınıza bir gölgelik. Bir gölgelik esenlik. Bir esenlik çok ferahlık. Bir ferahlık uzun soluklu. Meyletmedim dünyanın telaşlı parıltısına. Omuzlarımda sessiz gemilerin hafifliği. Ruh kaç gram bilmedim.
Otuz yıldır saatim işlemiş ben… Evet, biliyorum. Buraya veciz bir söz güzel giderdi. Bilseydim, bulabilseydim türlü sözlüklerden devşirip. Sözlük demişken, hala sözlük karıştıran var mı? Nostaljik bir betimleme gayrı. Sağ olsun hızlı yaşamlar çağı! Hayatlarımız pek kolay. İlerledikçe azalıyor yetilerimiz. Hem niçin yani, niçin yoralım kendimizi. Meyilliyiz tembelliğin rahatlığına. Gelecek kuşaklara anlatacak bir hikâyemiz yok, bir uğraşımız yok; dert edindiğimiz kentsoylu buhranların dışında. Hem nereye baksak yeni bir ölüm. Televizyonlar kısık sesle veriyor yeni acıları. Alıştık ya canım; alıştık, acı ebedi dostumuzdur dünya otağında. Eh tabi, Ortadoğu’da durmayacak savaş sûr’a üflenene dek. Böyle kodladık zihnimize. Alışmalar çağı bu canım efendim, alıştık istemesek de.
Uyuruz, uyanırız. Uyamadan biraz düşünce. Eh tabi, biz de modern çağın düşünürleriyiz. Öyle varlık âlemi, bilmem nihilizm… Hayır, bu ayki faturalar, kira. Yazın memlekete tatil(hayır ama memlekete gitmeyi tatilden saymayalım, zaruri bir ihtiyaç bu, hemen bir dernek kuralım ve buna karşı çıkalım. 7 kişiyi hemen bulalım. Biliyorum çoksunuz. Bulunursunuz hemencik.)
Sonra şansımız varsa Ege kıyıları, biraz antik kent gezileri. Eh işte bak buraya yüzlerce yıl evvel insanlar ayak basmış. Yaşamışlar burada telaşsız, zaman belki biraz yavaş akarmış. Kim bilir, belki de dünya dışı varlıklardan yardım alınmış, hem sadece piramit yapımına yardım edecek değiller ya. İyisi mi biz buna inanalım. Hem birazcık kutsiyet katmış oluruz. İnsan aklı az ötede dursun.
Çağlar öncesinden yapmışlar, ne hoş estetik, yuh ama kavrulduk güneşin sıcağında. Bir su burada olmuş 100 lira. Soygun bu diye bağırmadığımızdan eh size beyaz yaka.
Düş, sanrı, rüya ve ve’ler arasında yaşam. Hadi şimdi uykuya.

